
Narkissos Miti
Narsisizm; Yunan mitolojisinde sudaki yansımasını görüp bu yansımaya, yani kendisine aşık olarak ömür boyu ulaşamayacağı bir aşkın peşinde koşan Narkissos’tan gelmektedir. Kâhin Teresias, Narkissos’un annesi olan Liriope’ye, Narkissos’un kendi yüzüne bakmadığı sürece çok uzun bir hayatı olacağını söylemiştir. Yıllar geçer, Narkissos büyür ve hayranlarının taleplerine kayıtsız kalarak onları reddetmeye başlar. Narkissos’a olan aşklarını hayatlarıyla ödeyenlerin ahını tanrıça Artemis duyar ve Narkissos’un asla doyuma ulaşamayacak bir aşka düşmesine sebep olur: Narkissos su içmek için eğildiğinde suda gördüğü yansımasına âşık olur. Ancak sudaki görüntünün kendisine ait olduğunu fark eder. Narkissos kederlidir; çünkü arzusunun nesnesinin hem sahibidir hem de değildir. Ömrünü, sudaki aksini izleyerek tüketen Narkissos, en sonunda kendini hançerleyerek hayatına son verir ve kanının toprağa aktığı yerde beyaz bir nergis (narcissus) açar.
Narkissos’un hikayesi kendini aşırı sevmenin katastrofik sonuçları olabileceğini anlatır. İşte narsisistik kişilik bozukluğu olan kişilerde de Narkissos’unkine benzer davranış kalıplarına rastlarız.
Patolojik Narsisizm
Bir takım güncel kuramcılar narsisizmi normal ve patolojik olarak ikiye ayırmaktadır. Normal narsisizmde kişi kendini değerli görecek ve dışarıdan gelecek görüş ve düşüncelerle beslenmek yerine kendi özgüvenini koruyabilecektir. Patolojik narsisizmde ise alışılmadık düzeyde kendinden bahsetme, sevilmeye ve takdir edilmeye büyük bir ihtiyaç duyma görülür. Duygusal hayatları sığ olmakla beraber empati yoksunluğu gösterirler.

Ne var ki, patolojik narsisizmin ortaya çıkışının tesadüfi olmadığı düşünülmektedir. Özellikle ebeveyn-çocuk ilişkilerinin, narsisistik bir kişilik örüntüsü geliştirme üzerindeki etkisi yadsınamayacak ölçüdedir. Örneğin, çocuklukta yaşanan yoğun utanç duygusu ile narsisistik yapılanma biçimi arasında ilişki olduğu düşünülmektedir. Anneleri tarafından reddedilmiş veya ilgi görememiş kimseler utanç duygusuna meyilli olmaktadırlar.
Dahası, ebeveynlerin çocuklarına aşırı değer vermeleri ve onlara gerçekçi olmayan talepler sunmalarının da narsisistik yapılanmanın kökeninde yattığını vurgulayanlar olmuştur. Böyle bir çocuk ebeveynlerinin beklentilerini karşılayamadığında kendisini reddedilmiş hissetmekte ve utanç duygusunu deneyimlememek için narsisistik tutumlar geliştirmektedir.
Bazı klinik araştırmalar narsisizmin iki yüzü olduğundan bahsetmektedir. Birincisi “büyüklenmeci narsisizm”, diğeriyse “kırılgan narsisizm” olmak üzere bir ayrım yapılmıştır. Büyüklenmeci narsisistik kişi daha dışadönük, kendini güvenceye alan ve saldırgan bir yapıdayken; kırılgan narsisistik kişi içedönük, savunmacı, kaygılı ve travmalara açık bir haldedir.
Narsisistik Tutumlara Örnekler
Narsisistik kişilik bozukluğu süreklilik gösteren bir işleyiştir. Narsisistik davranış ve tutumlardan bazıları şunlardır:
- İlgi ve onay arayışı: Narsisistik kişiler ilgi ve takdir görmek için adeta kıvranırlar. Aradıkları ilgiyi görebilmek içinse iş hayatlarında son derece mükemmeliyetçi olabilirler. Tüm ilgiyi ve gücü üzerlerine çekebilecekleri pozisyonlarda çalışabilirler. Ya da davranışlarıyla ilgi aramaya yönelebilirler; istediklerini alamadıklarında öfkelenmek ya da geri çekilmek gibi.
- Benmerkezcilik: Benmerkezcilik tamamen bencil olmak anlamına gelmez. Narsisistik kişiler sadece ihtiyaç duydukları şeye ulaşmak ya da onay görmek için gayet verici ve şefkatli görünebilirler de. Benmerkezciliğin bir başka dışa vurumu da kişinin diğer insanlar pahasına da olsa kendi istek ve ihtiyaçlarıyla meşgul olmasıdır. Örneğin narsisistik bir anne, ilgi çekmek için diğer insanlarla sıkça zaman geçirebilir ve bu esnada kendi çocuğunu ihmal edebilir. Sıklıkla böyle kişilerin aile ve romantik ilişkilerinin sorunlu olduğunu görürüz, diğerleriyle yeteri kadar empati kuramaz ve ihmalkar davranırlar.
Peki Bir Narsisist Değişebilir Mi?
Kişilik bozukluklarının tedavisi zordur. Narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler tedavi olmak istemezler ve narsisizmleri konusunda oldukça savunmacı ve inkarcı bir tutum sergilerler. Tedavi olmaya karar verseler bile, narsisistik taraflarının farkına varmakta güçlük çekerler, terapiyi kendi davranışlarını terapiste onaylatmak için bir yol gibi görürler veya çektikleri sıkıntılardan başka insanları sorumlu tutarlar. Narsisistler oldukça manipülatif ve çekici olabilirler. Hatta büyük olasılıkla terapistlerini bile manipüle etmeyi deneyeceklerdir.
Narsisistik kişilik bozukluğu olan bir kişi terapiye zorlamalarla, kendi isteğiyle gelmediği takdirde terapiden fayda göremez. Burada terapistin vizyonu önemlidir; bu davranış bozukluğunun kişinin yaşam kalitesini bozduğuna, ilişkilerine zarar verdiğine, başarı şansını düşürdüğüne ikna edebilirse, bir narsisisti değişmeye motive edebilir.
Kaynaklar:
http://openaccess.maltepe.edu.tr/xmlui/handle/20.500.12415/3848#sthash.z8lEGVRC.dpbs
https://guilfordjournals.com/doi/pdf/10.1521/bumc.2012.76.3.211
https://www.goodtherapy.org/learn-about-therapy/issues/narcissism